8 Nisan 2010 Perşembe

SEC, "makine"nin otomatik işlemlerini takip edecekmiş!

ABD piyasalarına 5-6 bin km öteden bakan birinin bile bariz bir şekilde görebildiği üzere, "serbest piyasa"larının mevcut hali, 1-2 bankanın yönlendiriği "otomatik pilot" (bzılarının ifadesiyle "makine") sayesinde fezaye yönelmiş durumda. Hiç bir temel gösterge ve indikatör desteklemediği halde ABD borsaları komik işlem hacimleriyle ve tüm dünyayı hayrete düşürerek ısrarla yükselmeye devam ediyor.

Bloomberg'deki bir habere göre SEC, "yüksek hızlı işlem" diye ifade edilen bu "otomatik pilot" işlemlerinin emirlerini takip etmek amacıyla bazı ilave yükümlülükelr getirecekmiş, bu emirlerin elektronik izlerini takip edebilmek için...

Yukarıdaki Bloomberg haberine ilişkin GATA web sitesindeki bir yorumda konuya ilişkin enteresan detaylar var. Mesela;

- Bu tür "otomatik" işlemlerin toplam işlem hacmi içindeki payının %60 civarında olduğu (daha iki yıl kadar önce %30 civarındaydı)

- Bu tür işlemlerde iki büyük bankanın hakim olduğu, hatta büyük ölçüde tek bankanın yönlendirdiği,

- Şu cümle güzel:

"... a bank with the closest connections to the U.S. Treasury Department and Federal Reserve Board,

a bank whose connections give it access to infinite money of the electronic and paper kind.

An entity with access to infinite money can control any market."


Türkçe meali: "... ilişkileri sayesinde sınırsız paraya (ister elektronik, isterse kağıt türünden) ulaşabilen bir banka. Sınırsız paraya ulaşma olan herkes, her piyasayı kontrol edebilir."

Haberde tabi ki o bankanın kim olduğu açıkça yazılmamış ama bilen herkes biliyor ki, o bankalar GSacs ve JPMorgan. Bilhassa GSacs.

- Şu da güzel:

"Of course when 60 percent of a market is being run not on the basis of any fundamental valuation but only on the basis of brief price movements engineered by traders to get a millisecond edge on other traders, there really isn't a market at all but just a giant manipulation."

Bunun da meali şöyle: "Piyasadaki işlemlerin %60'ının temel değerlemelere göre değil, diğer traderlerin işlemlerine milisaniye içinde cevap veren otomatik fiyat hareketlerinden oluştuğu bir ortamda, orada bi piyasa yoktur, sadece devasa bir manipülasyon vardır"

- Aynı durumun altın ve gümüş piyasaları için de geçerli olduğu belirtilmiş.

- CFTC'nin ise bunları bildiğini ama açıklama yapmasının yasak olduğunu, aslında CFTC istese Kongre'den bu traderlerin kimliklerinin tespiti ve açıklamanmasını öngören bir yasa değişikliği isteyebileceğini (benim tercümem, SEC daha objektif, CFTC ise "araziye uymuş" demeye getiriyo! Nitekim CFTC en azından derivativelerde pozisyon limitlerini ayarlayarak bu tür bir hakimiyete izin vermeyebilir.)
- SEC'in bu durumdan rahatsız olduğu ve işlem yapanların takibi amacıyla yeni düzenleme yapmayı düşündüğü, SEC'in bu yeni düzenlemesi yürürlüğe girerse, bazı işlemlerin karlı olmaktan çıkacağı ve ABD borsalarının bundan olumsuz etkileneceği,
bilgileri verilmiş.
Sadece bu son cümle nedeniyle bile, bu düzenlemenin böyle bir ortamda çıkarılamayacağını öngörmek mümkün!
Amaa şayet çıkarsa, işte o zaman bi şeyler değişiyor demektir ki piyasalar sadece o nedenle bile "dönebilir".

23 Mart 2010 Salı

"Altın Standardının da aslında itibari kağıt paradan farkı yok"

1970'lerden beri "Modern" finans, ya da "finansal terör" çağında altın standardı neredeyse unutulmuştu. Bugünlerde "Modern" karşılıksız paralar yavaş yavaş çuvalladıkça, altın standardı yine tartışılmaya başlandı. Ancak alışkanlıklardan vazgeçmek, paradigma değiştirmek kolay değil! Yazıda, altın standardına genelde ekonomiler çuvalladıktan, iyice çöktükten sonra geçilmesi, sanki altın standardının bir suçu, eksikliğiymiş gibi pazarlanıyor. Oysa o kötü durumdan bir kurtuluş çaresi olarak görülmesi nedeniyle o durumlarda altın standarına başvurulmuş olmuyor mu?

Yazının başında itibari paraya (fiat currency) ilişkin (bu satırların yazarı gibi) "munafıklar" tarafından yapıldığı belirtilen benzetmeler hoş:

"hoş kağıt parçaları",
"renkli konfetiler",
"yasal kalpazanlık",
"kurumsal dolandırıcılık"

Karşılıksız basılan kağıt paralar için (başkaları tarafından) bu benzetmelerin yapıldığı belirtildikten sonra, aslında altın standardının da farklı olmadığı anlatılmaya çalışılıyor.

Oysa altın standardının da öyle olması, ancak yukarıdaki yöntemlerin altın standardında da uygulanmasına bağlı. Yani bir kağıt üzerine "bu kağıdın karşılığı şu kadar gram altındır" dedikten sonra, mevcut altın miktarından çok daha fazla o kağıtlardan basılması gibi! E onun ne farklı kaldı ki itibari paradan?

The Gold Standard: Solid as the Paper It's Written On



ABD artık petrol fiyatlarını kontrol edemiyor!!

ABD'nin artık petrol datalarını bile doğru dürüst açıklayamadığını, bi sürü hata bulunduğunu beelirten WSJ'deki bir habere dayanan bir blog yazısında, ABD'ni n dolar fiyatı üzerindeki kontrol gücünü kaybettiği tartışılmış!

Dolara bişey olmaz abicim, çünkü petrol dolarla fiyatlanıyor diyenlere ithaf ediyorum!

http://gregor.us/oil/lost-force-of-our-demand-the-us-no-longer-controls-the-price-of-oil/



22 Mart 2010 Pazartesi

ABD HAzinesinin faizi Berkshire'in tahvil faizinden yüksek!

Bloomberg'deki bir habere göre, tahvil piyasası, Berkshire şirketinin ABD HAzinesinden daha risksiz olduğunu düşünüyor! Çünkü Berkshire tahvillerinin faiz oranı Şubat ayında ABD hazinesinin altında kalmış! Yani tahvil yatırımcıları Warren Buffet'e Obamadan daha fazla gğveniyorlar!

Aynı konuya değinen Business Pundit sitesindeki habere göre, AAA ratingine sahip ülkeler arasında ABD İngiltere'dsen sonra en büyük oranda vergi, gelirlerini faiz ödemelerine tahsis eden ülkeymiş. ABD'nin Vergi gelirlerinin 2010'da %7'si, 2013'de ise %11'i faiz gelirlerine gidecekmiş!

Ve bu ülkenin milli parası, bu kadar açığa rağmen dünyanın rezerv para birimi olmaya devam edecek!..

Bunu bi de bizdeki koşulsuz ABD hayranları anlayabilse!..



Çin Mart 2010'da Ticaret Açığı Verecekmiş!

China Daily'deki bir habere göre, bu yıl Mart ayında Çin'in (Mayıs 2004'den sonra ilk kez ) dış ticaret açığı vermesi bekleniyormuş! Allah Allah, ABD ve AB ülkeleri açık verirken, eğer Çin de açık verirse kim fazla verecek? Yani şimdi Çin de ABD ile aynı duruma düşecek?

Bazı blog sitelerine göre, Çin'in bu hamlesi, ABD'nin Yuan'ın değerinin artırılması yönündeki baskılarına karşı bir savunmaymış. Çok mantıksız değil. Ama Çin'in bu hareketle tek kuşu vurduğunu söyleemek de mümkün değil. Çin'in açık vermesi neden olabilir? Hammadde ithalatı arttığı için. Mesela kıymetli madenler de ithalatı artan hammaddeler arasında olabilir mi? Böylece hem "fazla verip bizim açığa sebep oluyosun" baskısından kurtulurken, hem de reel fazlayı ("yarın" değerinin ne olacağı bilinmeyen yeşil boyalı kağıtlara yatırmak yerine) reel varlıklara yatırmış oluyor, ABD tahvillerine yatırmak zorunda kalacağı fazla tutarı azalmış oluyor! Buygün alınan hammaddeler, ne olursa olsun yarın işe yarar. Ama fazşla verdiği takdirde alacağı yeşil kağıtlar, bir anda paçavraya düştüğünde ne işe yarayacak?

Bu da Dolara güvenin geldiği seviyeyi göteren yeni ve anlamlı bi gösterge!




21 Mart 2010 Pazar

GCC Ülkeleri Yeni Paralarını (El-Haliç) Basmış!




Kaynak: Buj Al Arab

Körfez İşbirliği Teşkilatı (GCC) üyesi ülkelerin Ortak Para Birliği kurma çalışmalarından daha önce bahsetmiştim.
Uygulamaya geçtiğinde Euro bölgesinden sonra dünya üzerindeki en geniş para birliği olacak olan bu para birliği uygulaması, doların hegemonyasına (hem de tartışmasız müttefiklerinden) vurulacak ciddi bi darbe olacağı için bu satırların yazarı tarafuından dikkatle izlenmektedir.

Az önce bi blog sayfasında bu yeni para biriminin (El-Haliç) ilk örneklerine rastladım, unutmadan not düşeyim istedim.


3 Mart 2010 Çarşamba

Soros: "Wall Street'in hedge fundcıları euroyu bitirmek için operasyon kararı aldı"

Basına yansıyan başlıktaki haber bazılarını çok kızdırmış. Ancak hiç şaşırtıcı değil bence!

Bkz.

SOROS'TAN BÜYÜK İDDİA!!!
Ünlü yatırımcı Soros’un “Wall Street’te ‘Euro’nun ölümü’ için yemekli toplantı yapıldı” iddiası şok etti"

Soros’tan bomba gibi iddia
Dünyanın en etkili para piyasacısı ve piyasa oyuncusu bir başka deyişle spekülatörü George Soros geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile piyasaları şaşkına çevirdi


Durum sıkıştıkça, ileride daha ne iddialar, ne komplo teorileri duyacağız kim bilir!..

Bir iddia da benden: Soros'un bahsettiği o toplantı sadece hedge fundcıların kendi inisiyatifiyle ve sadece spekülatif kazanç amaçlı bir toplantı değildir! Arkasında, doların gittikçe azalan rezerv para rolünün ve doların değerinin tartışma konusu yapılması çabalarını baltalama amaçlı "derin" destek de vardır.

Yoksa durum ciddi! Zaten Çin de dolar varlıklarını nominal olarak bile azaltmaya başlamış, son açıklanan aylık verilere göre. Böyle bi ortamda euronun alternatif olarak algılanması riskini yol yakınken bertaraf etmek gerekir. Hoş, euro'Nun doların yerini alabilecek çapı gerçekte yok ama denize düşen yılana sarılır. Hazır Yunanistan vakası ve İspanya, Portekiz, İtalya söylentileri çıkmışken, düşene iyi bi tekme vurup sağlam yere sermek, yine tek tabanca kalıp köpeksiz köyde değneksiz dolaşmak (istediği kadar karşılıksız dolar basıp piyasaya sürebilmek!) için iyi fırsattır.

Zira artık eskisi kadar o yeşil boyalı kağıtları almıyor ROW. Onlara; "bakın alternatifiniz yok, bu yeşilleri almayıp da Avrupa'nın paçavrasını mı alacaksınız?" diyebilmenin şartıdır, bu bahsedilen türden toplantılar ve devamındaki hareketler!..

İzleyip görelim..

James Turk: "Dolar emisyonu düşük gösteriliyor"

Kaynak: fgmr.com

Kendisinden daha önce de bahsettiğim James Turk, son "altın-para raporu"nda dolar emisyonu hacminin büyük ölçüde eksik gösterildiğini "iddia" etmiş.

Bugünlerde Yunanistan'ın Euro'ya geçtiği dönemden beri mali durumunu olduğundan daha iyi göstermek için bazı bilgileri gizlediği, bazılarını da "makyajladığı" yönündeki haberler çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

Mevcut havaya bakınca, sadece Yunanistan bu işleri çevirmiş. Yunanistanla dalga geçenlerin, hatta hesap soranların sanki hepsi sütten çıkmış ak kaşık! Özellikle İngiliz ve İspanyol yetkililerin bugünlerde Yunanistan hakkındaki yorumlarına çok gülüyorum. Kesip saklanası haberler!

İnsanların günü kurtarmaya, yarın mahcup olacakları kesin olduğu halde bugünün tadını çıkarmaya bu derece hevesli olmaları benim bi türlü anlayamadığım bir şey. (Belki de o nedenle "demode"yiz! Bugün elma, yarın armut diyenler, dün ne dediğini unutup bugün tam tersini söylemekten gocunmayanlar daha makbul yaratıklar "bu" dünyada...) Carpe diem, make my day gibi deyimlerin tam çevirisi de o nedenle yapılamıyor herhalde... Belki de bu krizin iyi tarafı, o tipleri madara ederek o kültürün hakimiyetini de bitirmesi olacak!

Neyse efendim, Yunanistan haberleri arasında James Turk'un bahsettiğim "iddia"sı pek manidar göründü bana.
Gerçek dolar emisyonunun, FED'in açıkladığının neredeyse iki katı kadar olduğunu ve hiper enflasyon sınırına yaklaştığını söylüyor. Hesaplama detayları izlenen mantık silsilesi makalede var.
Herhangi bi hesaba dayanmamakla birlikte, dolar arzının eksik gösterilmekte olduğunu hissi olarak zaten bu satırların yazarı da uzun zamandır düşünüyor. En azından, PPT'ye global piyasaları manipüle etmesi için tevdi edilen paranın M1 ve M2'nin neresinde gösterildiğini uzun zamandır merak ediyorum! Araba henüz devrilmediği için de şimdilik öğrenemeyeceğiz sanırım!
Bakalım FED'in de (aynen Yunanistan ve diğer saz arkadaşları gibi!) bazı dataları çarpıttığı ne zaman ortaya çıkacak?
Free Gold Money Report
by James Turk

17 Şubat 2010 Çarşamba

"Altın fiyatlarının manipüle edildiğine ilişkin kriminal göstergeler var"

www.marketforceanalysis.com sitesinde "Market Force Analysis" başlıklı bir raporun editörü olan Adrian Douglas, başlıktaki ifadeyle bir rapor yayınlamış.

Rapordaki göstergeler enteresan görünüyor: Altın, bakır ve petrol fiyatlarının günlük dalgalanmalarını incelemiş ve altın fiyatlarında yukarı doğru giderken dalgalanmanın bakır ve prtrole nazaran çok daha az olduğunu farketmiş! Hesaplamalarına göre altın, işlem günlerinin sadece %6'sında gün içininde %2'den fazla yükselmiş. Buna karşılık petrol için aynı oranlar 527, bakır için ise aynı oranlar %14 imiş!

Peki soru şu: bi sürü commodity arasında neden özellikle altın fiyatları manipüle ediliyor? Petrol de herkes için önemli değil mi?

Cevabı; doların değeri üzerinde en etkilisinin altın olması mı yoksa?


The Forensic Clues of a Manipulated Market
By Adrian Douglas





10 Şubat 2010 Çarşamba

Dolar kullanımı neden yavaş azalıyor?

Rakamların vehametine bakılırsa, dünyada dolar kullanımının çok hızlı bir şekilde azalması lazım. Ama azalış o kadar hızlı olmuyor. Bunun bir nedeni, zihni bulanıklaşmamış iktisatçıların sayısının azlığı ve onların da sesinin fazla çıkmaması (mikrofonun onlara tutulmaması) nedeniyle mevcut manzara hakkındaki genel bilginin yetersizliği olabilir.

Aşağıdaki çalışmada ise, dolar kullanımının bir süre daha devam edecek olması bir anlamda geleneklere ve alışkanlıklara bağlanıyor. Bu da homo economicus'un o kadar rasyonel yaratıklar olmadığının yeni bir göstergesi olarak düşünülebilir. Zira bir durum irrasyonelise, sadece alışklanmlıklar nedeniyle sürdürülmeye devam edememesi lazım, değil mi?


Memory and the dollar
Rebecca Hellerstein
William Ryan
6 February 2010



11 Ocak 2010 Pazartesi

M3 para arzı neden düşer?

Kaynak: FGMR


Bir SGC toplantısında tanışma fırsatı bulduğum ve o günden beri takip etmeye çalıştığım James Turk'un Free Gold Money Report sayfasındaki son analizi dikkat çekici.



Grafikte de görüldüğ üzere, ABD'de geniş anlamda para arzını gösteren M3 rakamları 2009'da dramatik bir biçimde düşmüş. James Turk bunun nedenelrini sorguluyor iki nedenden kaynaklanabileceğini belirtiyor: 1- dolara olan talep arzdan çok daha hızlı bir şekilde düşüyor, 2- istatistikler hatalı!

Bernanke geleli beri FED resmi M3 istatistiklerini yayınlamayı durdurdu (neden ki? bi şeyleri gizlemeye mi çalışıyorlar? diye pek soran olmadı! oysa savaşta çok kayıp veren ordunun ölü-yaralı asker sayısını açıklamaktan vazgeçmesini düşündürmüştü bana!). Bu istatistiği artık ellerindeki veriler ölçüsünde dışarıdan kişiler hesaplamaya çalışıyor. Tabi onların bütün verilere ulaşmaları ve doğru hesaplamaları mümkün değil. Mesela PPT'nin kullandığı kaynakları dışarıdan M3 istatistiklerini hesaplamaya çalışanlar nasıl bulup da kullanacaklar? Rivayetlere göre sadece ABD piyasası için 2009'de 600 milyar dolardan fazla kaynak bu şekilde piyasaya sürülmüş! (TR'nin Milli Geliri ne kadar?)

Neyse, James Turk analizi sonunda lafı, "ABD hükümetinin aşırı harcamaları nedeniyle ortaya çıkacak bir dolar hiper enflasyonu beklemeye devam ediyorum" diyerek bağlamış. Ana fikir bu!


"Bakır altın mı oluyor?"

Daha çok altın ve kıymetli madenler konusunda piyasa değerlendirmelerinin yer aldığı ceyrekyarimtam.com sitesinde bir yazıda, bakırın son zamanlardaki fiyat harekletleri nedeniyle başlıktaki soru sorulmuş.

Bu vesileyle hatırlatmak isterim ki, 1970'lerden beri içinde yaşadığımız "finansal terör çağı"nın değerler kaosu öncesinde tarihte altın gümüş ya da elektron standardı dışında, bakır standardı da uygulanmıştır! Diğer bir ifadeyle bakır, geçmişte para standardının esasını oluşturmuş kıymetlerden biridir. İsveç'te yanlış hatırlamıyorsam 16-17. yüzyılda bakır madeni paranın değer ölçüsü olarak kullanılmış, hatta kaydi paranın geliştirilmesinde bakır standardının da etkisi olmuştur. Zira aynı miktarda değeri ifade eden bakırı taşımak altın ve gümüşe göre daha zordur!

İsveç'te altın ya da gümüş yerine bakır standardının uygulanmasının nedeni basitti. İsveç'in o dönemde altın ve gümüşü yoktu, buna karşılık piyasa değeri diğerleri kadar olmasa da para edebilecek bir varlık olarak geniş bakır madenleri vardı! O günlerde henüz bazı kağıtları yeşil mürekkeple boyayıp üzerine bazı yazılar ve kafa gravürleri çizilerek insanların reel varlıklarını alma karşılığı bu kağıt parçalarını verme modası henüz yerleşmediği için, ticarette kullanmak için "intrinsic" değeri olan varlıklara ihtiyaç vardı. İsveç de bu sorunu bakır ile çözmüştü. Avrupa'nın en köklü merkez bankalarından sayılan Riksbank'ın kuruluşu ve gelişiminde bu bakır standardının etkisi vardır.

Bakır fiyatlarında son dönemdeki hareketleri yorumlarken bakırın hammadde olarak Çin başta "üreten" ülkeler için önemini dikkate alırken, altın, gümüşten gibi bir doğal rezerv niteliğini dikkate almak gerekir. Zira dolardan kaçmak için alternatif arayanlar sadece altına ve gümüşe bodoslamasına dalsalar onların fiyatlarının atmosferi delmesi işten değil. Onun için bakır ve diğer birkaç nispeten kıymetli madene sarılmaları da gayet anlamlı. Tekrar etmek gerekirse, son dönemde bakır fiyatlarındaki artış hammadde olarak bakıra olan talebin artmasından çok dolardan kaçmanın bir aracı olarak bakıra da başvurulmasının bir sonucudur. gayet de anlamlıdır! hammadde olarak sanayide kullanılabildiği sürece bakır her zaman herkese satılabilir, ama "mukadder piyasa hareketleri" olduktan sonra yeşil kağıt parçalarını kim ne yapsın?

Başlıktaki soruyu bir yerlerde görünce bunları not edeyim dedim.



8 Ocak 2010 Cuma

PPT (Plunge Protection Team) Ne iş yapar?

ABD'de 1987 krizinden sonra 1988'de Reagen tarafından kurulan ve adını "Çöküş Koruma Takımı" şeklinde tercüme edebileceğimiz "Pluunge Protection Team-PPT" diye bir teşkilat varmış. Anlaşıldığı kadarıyla derindevletvari bir örgütlenme.

Geçenlerde MarketWatch'da okuduğum bir haberde, "FED piyasalarda PPT'nin manipülasyon yaptığı iddialarını araştırmalı" mealinde bir yazı vardı. Yazı, TrimTabs'ın kurucusu Charles Biderman'ın, "ABD hükümetinin hisseleri manipüle ettiği" iddiasına dayanıyordu.

İddialar aslında yenilir yutulur türden değil ama mevcut havada bizim gibi bi kaç "rüzgarın tersine yürüyen"in dışında kimsenin dikkatini çekmesi mümkün değil diye düşünerek geçtim.

Ama bir gün sonra bu haberin Referans'ta yer aldığını görünce sevindim.

Referans'ta Sıla Özçelik imzasıyla yayımlanan "2009 rallisinde devlet manipülasyonu iddiası" başlıklı haber, yukarıda verdiğim linkteki haberlerin Türkçeye bir özeti niteliğindeydi.

İleride muhtemelen şu an "komplo teorisi" denilerek geçiştirilen bu tür haberlerin doğruluğu teyit edilecek ama bu teyit muhtemelen, PPT'nin çabaları mukadder çöküşü engelleyemeyip bir de ABD bütçesine (ve dolayısıyla düntyanın rezerv para birimi olma iddiasındaki doları ndeğerine) muazzam miktarda ilave yük getirdiğinde ortaya çıkacaktır.

Şüphesiz PPT'nin "marifet"lerinin dünya ekonomisine maliyeti, ABD bütçesine getirdiğinin kat kat üzerinde olacaktır. Ama henüz "erken öten horoz" konumunda olduğumuz için mevzuyu uzatmanın alemi yok!

Bu arada yine Referans'ta rastladığım "Korku endeksi 16 ayın dibinde ama piyasalar tedirgin" başlıklı haber de PPT'nin marifetleri penceresinden bakıldığında oldukça manidar. Piyasaları son bir yılda nereden geldiği ve kime ait olduğu belli olmayan 600 milyar dolarla manipüle edenler korku endeksi VIX'i manipüle edemeyecekler mi? Kaldı ki 600 milyar dolar da ne ki? gerekirse 600 trilyon dolar da basarlar. Nasıl olsa suyun kaynağı orada değil mi?

Bence şu PPT ne iş yapar? sorusu, üzerinde ciddiyetle durulmaya ve bundan sonra daha yakından izlenmeye değer! Yarın bir gün PPT'nin medyaya da, ekonmistlerin yorumlarına da hükümetlere de müdahale ettiği haberlerini duyarsak şaşırmamak lazım! Zira, dünya ekonomileri tarihin en büyük çöküşünü yaşarken finans piyasalarının coşmasını daha güzel açıklayan bir teori yok!

Bu anlamda PPT için en büyük tehlike, kolay kontrol edemedikleri bloggerlar! Geçenlerde bi yerde, ABD'de ekonomi blogçularıyla toplantı yapıldığını okumuştum. Eminim PPT'den birileri de katılıp kulaklarını çekmiştir, tatlısubloggerlarının! Zira sadece iyi haberlerin verilmesi, kötü haberlerin geçiştirilmesi ya da hiç görülmemesi türünden hareketker mainstream medyada normal ama bazı bloglarda görülmeye başlanması "tatlısublogçusu" kavramının türetilmesini gerektiriyor! Bu satırların yazarının en büyük avantajı, okuyucusunun olmaması ve Türkçe yazması! PPT'nin müdahale işini okunmayan Türkçe bloglara kadar götürmesi en azından şimdilik beklenen bi şey değildir herhalde!

Ancak ABD'de nasıl ki borçla, mortgage'la tüketim gazı ABD'de uçağın havada kalmasına yetmediyse, PPT çabasıyla finans piysalarının manipülasyonu gazı da ABD ekonomisini giderek momentum kazanan çöküşten kurtarmaya yetmeyecektir. Sadece kaçınılmaz çöküşü geciktirecek, buna karşılık çöküşün şiddetini ve maliyeti artıracaktır.

Piyasa manipülasyonunun krize çözüm olabileceğini düşünülmesi ne büyük bir yanılgıdır yarabbim! Bir balonun hasarı, başka bir balon şişirilerek giderilebilir mi?


6 Ocak 2010 Çarşamba

Başbakan 30 Aralık'ta yaptığı IMF açıklaması ile kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında mı?

Finans piyasalarındaki "büyük oyuncular" için rüya gibi geçen 2009, yine rüya gibi bir finalle sona erdi! Bu finalin TR'deki son gazı da başbakan ağzından bir rivayetle verildi.

Malum, IMF gazının çetelesini tutmaya çalışan bazı köşe yazarları var. O gazlar o kadar çok ki, işleri hiç kolay değil! Zira yılın son gününe kadar devam etti IMF ara gazları ve yeni yıla da "899'uncu" IMF gazıyla girildi.

Yılın son günlerini hatırlayalım:

- 29 Aralık günü ekonomiden sorumlu bakan bir basın toplantısında (her zaman olduğu gibi) "bir soru üzerine" "IMF ile anlaşmaya yakınlaşıldığını" açıklamıştı.

- Ama hemen ardından JP Morgan, "artık bu konuda söylenenlere fazla inanmamak gerektiğini" açıklayınca, ara gaz yetersiz kalmıştı. Oysa JP Morgan daha önce defalarca IMF ara gazını kendisi de vermişti. Acaba artık o da mı ümit kesmişti, yoksa mevcut "pozisyonları" mı müsait değildi?

Herneyse, piyasaya gaz verilmesi ihtiyacı vardı ve yılsonuna da fazla zaman kalmamıştı.

- 30 aralık akşamı başbakan parti toplantısında (yani sadece partililere, basına değil!) "IMF ile anlaşıldığını" laf arasında açıklar. Nedense bu haber medyaya anında sızar ve o sabah piyasalar açılmadan herkes "IMF ile anlaşma imzalandı, hatta para cash olarak geldi, kasaya kondu bile" havasına giriverir.

Sonuçta nolur? Borsa endeksi yılı en yüksek seviyesinden kapatır. Borsa endeksinin ekonomik başarı olduğunu düşünenler sevinir. Ama o arada, o açıklamanın birgün sonra değil de o gün yapılmış olması nedeniyle birileri iyi para kazanır!

1- İzleyen günlerde basına yansıdığına göre, yılın son günü DIBS faizleri %9'un altına inince bankalar 12 milyar TL'lik HB satın alırlar ve 200 küsur milyon lira kar yazarlar.

2- VOB'da o gün vadesi dolan 31.12 X30 kontratlarında uzun poziyonda olanlar. o gün her halükarda vadesi dolacak (teknik ifadesiyle expire olacak) olan kontratların yılın zirve seviyesinden kapanmasıyla, karlarını margin ölçüsünde katlamış olurlar.

Peki kimler VOB'da uzun poziyon taşıyordu? Cevabı daha önce FITCH'in not artırımı arkasından bu sayfada yazılmıştı. Aralık ayının başında (yani sadece 1 ay önce!) FITCH'İn not artıracağını bilen "bir kaç yabancı" 1-2 günde binlerce kontrat uzun pozisyon açmıştı! Dubai krizinin patladığı günlerde bütün dünya borsaları düşerken bizim borsamız kurban bayramı tatili nedeniyle düşemedi diye düşünenler satarken FITCH'in insider bilgisiyle uzun pozisyon açan ve ardından Noel tatiline giden bu yabancılar, sadece bir ay sonra başbakanın da yardımıyla paralarını başka hiç bir şey yapmadan ikiye katlamışlardı. Hatta pozisyon kapatmakiçin tatillerini bölmeleri bile gerekmemişti! İsteyen hesabını yapabilir!

Merakım şu: acaba başbakan o açıklamayı yaparken, bunun bir kaç yabancıya ne kadar para kazandıracağını, memleketin ne kadar büyük parasının bir kaç banka ve yabancıya transferine tavassut ettiğinin farkında mıydı?

Bir de not: bundan sonra ekonomiden sorumlu bakan ne zaman bir basın toplantısı yapsa, IMF gazı beklemek lazım. Zira mutlaka orada bir gazeteci çıkıp "noldu IMF?" diye soracak ve beklenen ümitvar cevap (ara gazı) gelecektir.

Hzleyip görelim. Hatta komplo teorisi olarak görenelere bir ilave de yapalım: Borsa önümüzdeki haftalarda ne zaman düşmeye başlarsa, ekonomi bakanından bi basın topantısı beklemek lazım! Çünkü anlaşılan "global manipülasyon"un faillerince çoktan karar verilmiş ki, endeksler düşmemeli! Ne pahasına olursa olsun! Medyası, politikacısı, iktisatçısı... Herkes de buna yardım etmeli. Allah sonumuzu hayır etsin!




Gerçeküstü piyasalar ("surreal markets")

2010'un bu ilk yazısında 2009'u özetlemek gerekirse, başlıktaki iki kelime yeterli sanırım. Geçen hafta bi blog sayfasında rastlamıştım bu ifadeye. Daha sonra O. Erdoğan hocamız da HT Gazetede aynı ifadeyi kullandı. Google'da kısa bi aramada, bu ifadenin 286 kez tekrar edildiğini farkettim.

Bakalım bu "gerçek-üstü" durum 2010'da da sürdürülebilecek mi?


Clicky Web Analytics Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-Share Alike 3.0 United States License.