13 Ağustos 2010 Cuma

Malezya'da 1 eyalet altın ve gümüş para basmış!

AP'nin haberine göre, Malezya'nın Kelantan eyaleti, yerel kullanım için altın Dinar ve gümüş Dirhem basmış!

Kelantan eyaletinin yönetimini 1990 yılından beri elinde bulunduran Malezya İslam Partisi, şer'i hukuk çerçevesinde altın ve gümüş para basmış! İlk aşamada 630 bin dolar değerinde altın ve gümüş para basılmış ve bu paralar eyaletin merkezindeki bin kadar mağazada işlem görecekmiş. Altın paralar (dinar) 180 dolar, gümüş paralar (dirhem) ise 4 dolar değerinde imiş. Yerel hükümet ayrıca kamyu görevlilerine isterlerse maaşlarının belli kısmını bu paralar cinsinden alma hakkı da verecekmiş.

Malaysian state introduces Islamic currency

Haberden, sözkonusu uygulamanın her ne kadar dini gerekçelerle yapıldığı anlaşılsa da, kanaatimizce uzun vadede "fiat currency" kavramının sorgulanmasına imkan sağlayacak bir laboratuvar ortamı sağlaması nedeniyle olumlu olacaktır. Zira Malezya'nın mevcut para birimi olan Ringitt'in uluslararası piyaslardaki dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine rağmen altın dinarın değerinin daha istikrarlı kaldığı müşahade edildikçe, itibari kağıt paraların itibarları daha kolay sorgulanabilecektir.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Greenspan: "Şimdiye kadarki en olağan dışı finansal krizle karşı karşıyayız" Günaydın!

Eski FED başkanı, bi zamanlar hep pembe tablolar çizdiği için "piyasa" tarafından pek sevilen, Maestro" falan denilen Greenspan bu sefer piyasaların alışık olduğu ve hoşuna gider şekilde konuşmamış. Gözüme çarpan haberin başlığı şöyleydi:

Greenspan says we now face 'the most extraordinary financial crisis ever seen'

Allah Allah, dünya tersine mi döndü? Greenspan'ın başına saksı mı düştü? Yoksa sırtında yumurta küfesi olmamasının rahatlığıyla hidayete mi erdi? gibi düşüncelerle haberin detaylarını okudum. Greenspan, Bush zamanında (tabi ki zenginlere) getirilen 2001 ve 2003 vergi indirimlerinin iptali gerektiğini söylemiş. Ama bunun borç parayla yapılmaması gerektiğini söylüyormuş. ABD hazinesi artık tuvalet kağıdını bile borç parayla aldığına göre, nasıl yapılacak? Tek yol kalıyor: daha fazla karşılıksız yeşil kağıt parçalarından basmak!

Greenspan, "ben de vergi indirimine taraftarım ama borç parayla değil" buyurmuş! Peki o kadar "Maestro" iktisatçı olmasına rağmen, o indirimler yapılırken görevde olduğu halde ABD bütçesinin durumunu ve sadece bir kaç sene sonrası için projeksiyonları görmüyor muymuş? Kendisi görevden ayrılıktan sadece 2-3 sene sonra ortaya çıkan manzarayı doğru öngöremeyecek kadar beceriksiz miymiş yani? Greenspan'ın bu önerisi bana bir zamanlar Beyaz'ın showunda canlandırdığı psikopat genç karakterini hatırlattı. Hani vardı ya, bir sürü şey isteyen, çoğu birbiriyle tutarsız ve birlikte gerçekleşmeleri imkansız ama yine de isteyen biri, o işte..

Merak ediyoruım, bir zamanların "Maestro"su, ABD ve dünya ekonomisinin içine düştüğü ve daha da kötü bir şekilde düşmesi kaçınılmaz olan durumda kendi sorumluluğunu ne zaman itiraf edecek? Ya da terk-i diyar etmeden kendi fahiş hatalarını itiraf edecek kadar samimi olabilecek mi? Henüz pek kimse dillendirmese de, ABD'nin içine düşmekte olduğu krizin ana mimarlarından biri "Maestro"dur. Kaderin cilvesine bakın ki hala ahkam kesen de o! Bugünlerde 84 yaşında olan Greenspan'ın bizdeki "nesildaşı" politikacılarla olan tavır-üslup benzerliği dikkate alınınca, herhalde o jenerasyonun karakteristiği o tavırlar diye düşünmemek elde değil!

NY Times haberindeki şu paragrafı aynen almak lazım:

“I’m in favor of tax cuts, but not with borrowed money,” Mr. Greenspan, 84, said Friday in a telephone interview. “Our choices right now are not between good and better; they’re between bad and worse. The problem we now face is the most extraordinary financial crisis that I have ever seen or read about.”

Koyu-italik kısmın meali şöyle:

"Şu an önümüzdeki seçenekler iyi ile kötü değil, kötü ile daha beteri arasında bir tercih yapmak. Şu an yüzyüze olduğumuz problem, şimdiye kadar yaşanmış ya da hakkında bilgi sahibi olunan en olağan dışı finansal kriz."

Greenspan'ın bu cümlesini, "dibi bulduk, kriz geçiyor, ikinci dip asla olmaz" falan diyenlere ithaf ediyorum!

6 Ağustos 2010 Cuma

AGFLASYON geliyor mu?

Bu satırların yazarını tanıyanlar, tarım ürünlerinin mevcut fiyatlarını "inanılmaz derecede düşük" bulduğunu ve çok uzak olmayacak bir gelecekte birçok gıda maddesini şimdiye kadar alıştığımız fiyatlardan çok daha yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalacağımızı düşündüğünü bilirler. Bu öngörü konusunda yalnız değil, günlük popüler "indi-çıktı" haberleri dalgasına kapılmayıp büyük resmi görebilen "aklı başında" birçok iktisatçı aynı şeyi düşünüyor. Yakın bir gelecekte tüm dünya halklarına büyük acı vermesi bekenen bu durumun adı da konulmuş durumda: Agriculture (tarım) kelimesinin "agri"si ile enflasyonun "flation"u birleştirilerek: AGFLATION. Sadece "AG"ı yeterli bulmayıp (ya da gümüşün kısaltması ile karışmaması için?) AGRIFLATION diyenler de var.

Nitekim, yarın bir gün yaşayacağımız yeni "flation"lar kapsamında örneğin altın fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle ortaya çıkacak enflasyona AUflation ya da Goldflation, gümüş fiyatlarındaki artışın neden olacağı fiyat artışlarına da AGflation denmesi durumunda tarım ve gümüş enflayonu kafa karıştırıcı olabilir. Keza, tarım enflasyonunun yan komşusu olan STAGflation durumunda da AG ile ST-AG içindeki AG da karışıklık yaratabilir.

Şahsen AGRIflation ibaresi bana daha uygun gelse de, basit bir Google aramasında, Agriflation için sadece 582 sonuç dönerken, AGFLATION kavramı için 88400 sonuç gelmesine bakılırsa, bu kavram yerleşecek gibi. Ayrıca Wikipedia'da ve Investopedia'da tanımı verilen kavram da Agflation olmuş. Roubini'ye göre, AGFLATION ibaresini ilk kullanan the Economist olmuş. "Seeking alpha" blogundaki bir yazıya göre terimin mucidi Raymond James Chief Strategisti Jeff Saut imiş.

Bizde var mı diye baktığımızda, Kutsal bilgi kaynağına ve TDK sözlüğüne henüz girememiş her iki terim de! Gelişmeler bu hızla devam ederse, henüz duymamış olanlar da yakında duymaya başlarlar...

Roubini de Agflation ibaresini kullanmış. Wiki ve investopedia tanımları dışında daha iktisadi açıklama isteyenler Roubini'nin sitesindeki açıklamalara bakabilirler.

***

Neyse, mevzuya dönersek, dün medyaya düşen bir haber, "yoksa o süreç beklediğimden daha erken mi başlayacak?" diye düşünmeme neden oldu. Merdyaya düşen habere göre; Rusya, bu seneki aşırı sıcaklar nedeniyle ortaya çıkan kuraklık ve bazı geniş arazilerde yaşanan yangınlar sonucu tahıl rekoltesi düşük beklendiğinden buğday ihracatını durdurma kararı vermiş. Tabi bu haber anında buğdayın vadeli fiyatlarını fırlatmış, buğday fiyatı uluslararası piyasalarda dün son iki yılın zirvesine çıkmış, bugün %6 daha yükselmiş.

Buğdayın uluslararası fiyatının birkaç gün içinde 800 dolar/ton üstüne çıkması son yıllardaki trend dikkate alındığında inanılmaz bir durum. Bu rakamın karşılığı, 1.2 TL civarında. Tabi seviyelerde kalırsa! Bu seviye bile şimdiye kadar türkiye'de hiç görülmemiş bi fiyat. Oysa bizim çiftçimiz daha bir ay önce hasadını 40-45 kuruştan sattı! Üstelik bu sene (Rusya gibi) Türkiye'de de buğday verimi düşükmüş, ama farklı bir nedenle: Mayıs-Haziran-Temmuzdaki aşırı yağışlar buğdaya zarar vermiş. Daha bair kaç gün önce görüştüğüm bazı çiftçiler verim düşüklüğünden yakınıyordu. Bir kaç güne kadar buğday fiyatlarının bizim piyasada da geldiği seviyeleri görünce üzüntüleri daha da artacak, ürünlerini 40-45 kuruştan vermek zorunda kaldıkları için. Çiftçiler için çok moral bozucu bir durum. Haklılar da. Zira "finansal terör çağı" zevale ulaştığı dönemde sadece kendi piyasasına değil, tüm dünya ekonomilerine, o piyasalarla hiç işi olmayan köydeki çiftçiye bile zarar veriyor...

Keşke bugün moral bakımından dibe vurmaya yakın olan çiftçilere dişlerini sıkmaları için moral ve bu dönemi atlatmaları biraz kaynak verme imkanı olsa. Zira bu bir kaç yılı kazasız belasız atlatmayı başaranlar için ciddi kar dönemi gelecek, zira fiyatlar bu seviyelerde de kalmayacak ve "finansal teröristler" kendi kendilerini imha edecekleri için yaptıkları manipülasyonlarla reel sektöre zarar verme güçleri de olmayacak. Ama o güne kaç kişi sağ-salim, kazasız-belasız ulaşabilecek? işte soru bu!

21 Temmuz 2010 Çarşamba

"9 ayda 1 trilyon dolar - 200 yılda 1 trilyon dolar"




ABD'nin sadece son 9 (yazıyla: dokuz) aydaki borçlanması 1 trilyon dolar (rakamla: $1.000.000.000.000-) imiş!

"Ne olacak ki, büyük memleket, her şeyin ölçeği bize göre büyük" diyenler olabilir.
Ama aynı ABD'nin kuruluşundan itibaren Reagan dönemi dahil iki yüz (rakamla 200) yıllık geçmişindeki tüm borçlanmasının da ancak bu dokuz aylık borçlnma kadar olduğu düşünülürse?
O zaman da "ne olacak ki, matbaa onların elinde. Adamların parası rezerv para istediği kadar basar" diyenler çıkacaktır. Onlara cevabım da şu olur: ABD eğer önceki iki yüz yıllık dönemde de bu dokuz aylık dönemdeki gibi davransaydı, parası rezerv olamazdı. Önceki dönemlerde başkaları bol borç borçlanırken, ABD böyle fütursuzca borçlanmadığı (harcamadığı) için parası rezerv idi. Ama şu an ABD'nin de kendi parası rezerv olmayanlar gibi davranıyor. Bunun sonuçları olmaz mı?
Evet soru bu: 9 ayda 1 trilyon dolar borçlanan bir ülkenin millii parası daha ne kadar süre rezerv para kalabilir?
Hani bi söz vardır: "Bir an için herkesi kandırabilirsiniz, bazılarını sürekli kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandıramazsınız."
Şu an sağlam rezerv para kandırmacasında hangi evredeyiz acaba?

20 Temmuz 2010 Salı

"Tobin Vergisi İşe Yarar mı?"

Habertürk Ekonomi Gazetesinin dünkü orta sayfa manşeti, İş Bankası Genel Müdürü Ersin ÖZİNCE'nin Tobin Vergisi uygulansın önerisiydi. HT bugün de başlıktaki soruyu tartışmaya açmış ve "Tobin Vergisi işe yarar mı?" sorusunu değişik "yorumcu"lara sormuş. Bugün diğer bazı gazetelerde de Tobin Vergisi haberleri var. (Örneğin Dünya)

Buıgünlerde medyada bu derece yaygın Tobin Vergisi tartışmalarını görmek, Tek Dünya Parası konusunda ümitlerimi artırıyor! Zira bundan çok değil daha on yıl kadar önce "mainstream" tiplerce ciddiye alınmayan, nasıl olsa uygulanamaz diye küçümsenen, akademik çalışma konusu yapılması dahi istenmeyen bir konu, bugün ülkenin en büyük bankalarından birinin genel müdürünün ağzından önerilebiliyor ve geçmişte, çok değil daha 1-2 yıl önce Tobin Vergisini üzerinde düşünmeye, konuşmaya değer bile bulmayan bazı "bukalemun" tipler, bugün Tobin Vergisini destekleyici açıklamalar yapabiliyor.

Tobin Vergisi önerisinin yaşadığı süreç, Tek Dünya Parası fikrinin geleceği açısından büyük ümit vericidir. Zira Tobin Vergisi de yıllarca küçümsenmiş, ancak şartlar o verginin ciddiye alınmasını gerektirmeye başlayınca durum değişmiştir. Nitekim on yıl önce Tobin vergisi hakkında yazılan doktora tezinin başındaki verilen, "büyük fikirlerin benimsenmesi yıllar, bazan yüzyıllar alır"cümlesi, bugün aynen kanıtlanmış olmaktadır!

Bugünkü ateşli tartışmalara rağmen Tobin Vergisi ancak ikinci en iyi çözüm olabilir. Asıl köklü çözüm Tek Paradır.

Dün Tobin Vergisini küçümseyenler, bugünlerde de Tek Para fikrini küçümsemekle meşguller. Ama eminim ki Tek Paranın da vakti gelecek (bakınız: yukarıda koyu-italik yzılan cümle!) ve bugün ciddiye almayanlar o gün Tek Para hakkında bizden çok ahkam kesecekler. Aynen bugün herkesten fazla ahkam kestikleri Tobin vergisi konusunu yıllarca küçümsediklerini unuttukları gibi...

Çok ibretlik günlerden geçiyoruz, çok!

16 Temmuz 2010 Cuma

İran petrolü BAE Dirhem'i ile satmayı düşünüyor!

Benim Business Intelligence- Middle East sitesinde okuduğum, onun Bloomberg'e, Bloomberg'in de Int. Oil Daily sitesine dayandırdığı habere göre, Iran petrolü Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) para birimi Dirhem ile satmayı düşünüyormuş!

Malum, İran zaten uzun zamandır petrolü USD yerine Euro ile satıyor, zaten ABD karşısında en büyük suçu da bence bu! Hatta petrolün euro ile işlem göreceği bir petrol borsası kurma çalışması yapıyordu ama ertelemişti. Şimdi de petrolü sattığı para birimini yine değiştirmeyi düşünüyormuş. Habere göre bunda etkili olan faktör, Batı'nın yeni yaptırımlar getirme planlarıymış. Bence bu kararda euronun "dengesizliği" de önemli bir faktördür.

Yalnız alternatif ararken Dirhemin tercih edilmesi enteresan. Zira mevcut yapısıyla Dirhem, USD'ye peg'li bir para, yani dolaylı olarak İran petrolünü yine dolar üzerinden satmış oluyor! İran'ın bu tercihi yapmasında Körfez Para Birimi yaratma çabalarının payı olabileceğini düşünüyorum. Nasıl olsa yakında yeni ortak para birimi yatarılacak, o zamana kadar Dirhem olsun, yenisi başlayınca da El-Haliç'e geçeriz, hatta belki İran bile kendi parasından vazgeçip o para birliğine geçmeyi düşünebilir, kim bilir? Bu da yaptırımları kırmanın bir yolu olur!

Diğer taraftan, alternatif para ararken TL'nin gündeme gelmemesi üzücü. Bizim Dışilerine söylesek, ekonomi bakanlarından daha fazla asılırdı muhtemelen petrol satışlarının TL ile yapılması konusuna ve öyle bir şey mümkün olsa TL gerçekten sınıf atlamış olurdu. Belki de Batı'nın yaptırım teşebbüsünde Türkiye'nin yeterince sağlam duramayacağını düşünerek TL'yi tercih etmemiştir.

Kimbilir belki ileride o da olur, İran petrolünü TL ile satar! Bugünlerde yaşanan olayların yaşanabileceğini daha bir kaç sene öncesine kadar kim tahmin edebilirdi ki? Yarın yaşanacakları da bugün doğru tahmin edemiyor olmamız insan psikolojisine gayet uygun bir durum! Bir bakımışız İran petrolü TL iloe satıyor, hatta İran-Türkiye ortak para birliği yaratıyor! Fazla mı hayal?

Ama nereden bakılırsa bakılsın, İran'ın bu kararı enteresan ve global ekonomideki mutlak hakimetin bir kez daha sorgulanmasını gerektiren bir şey.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Blog 1 yaşında!

Bana göre yazmak, bardak dolduktan sonra taşan kısımdır. Bardak dolmadan sırf taşırmak için çalkalanırsa, taşan kısım bulanık olur. Bu düşünce doğrultusunda, yazmak için hiç acele etmedim şimdiye kadar. Onun yerine bardağı doldurmaya çalıştım daima. İnancım, bardak dolduğu takdirde zaten kolayca taşacağı yönündeydi.

Ancak, her gün bi şeyler okudukça hoşuma gidenleri not almak ve ters bulduklarıma tepki vermek için bi şeyler yazma isteği eskiden beri aklımdaydı ama biraz tembellik biraz da yukarıdaki anlayış buna izin vermiyordu! Geçen yıl bir Haziran günü okuduğum bir yazının ardından, "bi yerden başlamak lazım, ya da ortalığı dolduran kerameti kendinden menkul tiplerin saçmalamalarına kızmamak lazım" diyerek yazmaya başladım. Bu blog sayfasını ani bir kararla bi kaç saat içinde açıverdim. İlk zamanlarda hedefim, her gün okuduğum şeylerin özetini ya da (olumlu veya olumsuz) en çok iz bırakanı niteliğinde bi şeyler yazmak ve tepkimi tarihe not düşmekti. Bir de sağ kolondaki favori bloglar listesinden takip etmek istediğim yazıları günlük düzenli takip edebileceğim bir ortam hazırlamaktı. Aylık hedefim 20 civarında (işgünü sayısı) entry girmekti. İlk zamanlarda hızımı alamayıp çok daha fazla girdiğim günler oldu ama özelikle yılın son aylarında motivasyonumu bozan önemli bi olay sonrasında girişler azaldı.

Düzenli update edilmemesine rağmen ve okunmak amacıyla değil, sadece deşarj olma, tarihe not düşme ve içini boşaltma amaçlı yazılmasına rağmen, bu dönemde 20'den fazla ülkeden 1700'den fazla (günlük dörtten fazla!) ziyaretçi toplaması başlangıçtaki tahminimin ötesinde. Şunu da farkettim ki, düzenli yazsam ve bazı rating yapan konulara değinsem bu blogun ziyaretçi sayısı çok daha fazla olabilirmiş. Zira ziyaretçilerin çoğu Hz. Google aracılığıyla, bazı anahtar kellimeler aranırken gelmiş! Zaten bi kaç yakınım dışında kimse böyle bir blog yazdığımı dahi bilmiyor, biraz reklamını yapsam çok daha fazla ziyaretçi olabilirmiş, onu farkettim!

Bu bir yılın ardından, bu sayfaya geçerken uğrayanlar dahil, "acaba ne yazmış?" diye merak edip bakan herkese teşekkür etmek lazım sanırım!

7 Haziran 2010 Pazartesi

"Euro beş yıl içinde ölecek"

The Telegraph'da bugün rastladığım bir haberin başlığı, yukarıdaki ifadenin ingilizcesi idi.

Üstelik bu önemli ifade tek kişinin iddiası değil, Sunday Telegraph tarafından çok sayıda Avrupalı iktisatçı arasında yapılan bir anketin sonucuymuş! Tarih de verilmiş Euronun vefatı için: Mevcut AB parlamentosunun görev süresi sona ermeden önce!

-----------------------------------------
Euro 'will be dead in five years'
The euro will have broken up before the end of this Parliamentary term, according to the bulk of economists taking part in a wide-ranging economic survey for The Sunday Telegraph.

By Edmund Conway
Published: 10:23PM BST 05 Jun 2010
------------------------------------------


Bu makale, aklıma Robert Mundell'in bundan on küsur sene önce, Tek Dünya Parası bağlamında söylediği bir sözü hatırlattı:

"Bundan yirmi sene sonra dünya üzerinde daha az çeşit mi yoksa daha çok çeşit mi para olacağı hususu, Euro'nun başarısına bağlı" demiş, taa o tarihlerde, Mundell.

Son zamanlarda Avrupadan gelen haberlere bakılırsa, anlaşılan önümüzdeki dönemde dünya üzerindeki para birimi sayısı TDP istikametinde azalmadan önce, biraz artacak.

Hani İngilizce'de pek sevilen bi ifade vardır, "iyi lolacak ama iyileşmeye başlamadan önce daha kötü olacak" mealinde.. Anlamı, daha dip falan bulunmadı, yakın zamanda daha kötüye gidecek, ancak uzun vadede, önce iyice bi kötüleştikten sonra yükselmeye başlayacak" şeklindedir. Ama algıdaki seçicilik nedeniyle bu ifade olumlu algılanır, sadece cümlenin olumlu kısmı dikkate alınarak (Psikolojide bunun bi adı vardı ama hatırlayamadım!)

Tek Dünya Parası konusu da, Euronun basiretsizlikleri nedeniyle, ancak daha uzun vadede ve daha sıkıntılı olarak gündeme gelebilecek. Ama böylesi daha ikna edici olacaktır. Bugünlerde kendi saçmaları sonucu yaşadıkları ekonomik sıkıntıların yegane faili olarak Euroyu görenler, ortada euro değil de minik milli paralar olsa bu kafa ve bütçe yapılarıyla daha iyi durumda olamayacaklarını anladıkları zaman, TDP daha güçlü bir şekidle akla gelebilecektir.... Euro tecrübesi, uzun vadede TDP'nin öneminin idrakine yardımcı olacaktır. Tabi ki sıkıntısız olmayacaktır bu, hayatın temel kuralı gereği!

Zira insanoğlu mantıklı ama maliyetli şeyleri iyice zora düşüp mecbur kalmadan yapmaz! TDP de öyle olacaktır. Önce dibi bulmak lazım, TDP'nin öneminin herkes tarafından idrak edilebilmesi için...

4 Haziran 2010 Cuma

PIGS yetmedi, PIGSHIT yapalım!

Yunanistan'ın sendelemeye başladığı günlerde aynı ekibin (akıbetin?) diğer elemanlarını da ifade etmek üzere PIGS kısaltması türetilmişti:

Portugal
Ireland (and Italy?)
Greece
Spain

Bugün itibarıyla Macaristan'ın da kokusunun çıkmasıyla, anında kısaltma da revize edilmiş, PIGSHIT şeklinde.

Portugal
Ireland
Greece
Spain
Hungary
Italy
Turkey!

Hadi üsttekiler neyse de Türkiye'nin ne işi v ar o listede?
Acaba (ve temennimiz) bu kadar anlamlı bir kelime bir harf yüzünden eksik kalmasın diye mi?
Atalarımızın "shit yoluna kurban gitmek" dedikleri bu olmalı!

1 Haziran 2010 Salı

New Normal: Kriz'in rutinleştirdiği hareketler

"Normal-normal" zamanlarda garip gelebilecek baı hareketler, yaşadığımız (ama okyanus içindeki baklık misali çoğumuzun farkında olmadığı) bu "kriz-normali", ya da bazılarının ifadesiyle "yeni normal" (new normal) dönemlerde kanıksadığımız ve rutine dönen bazı hareketler de görüyoruz.

Mesela, son dönemde ABD'nin TMSF'si FDIC'nin her cuma günü akşamüstü rutin haline getirdiği hareketi, bir kaç bankayı daha kapatmak! Eskiden bu kapatma haberleri "FDIC şu kadar bankayı kapattı" diye verilirdi, artık ya hiç haber yapılmıyor ya da kıyıda köşede "FDIC Florida'da, California'da, şurada burada banka kapattı" diye özellikle toplam rakam zikredilmeden veriliyor (siz de dikkat edin!). Allah için FDIC durumu iyi idare ediyor. Hem kasadaki para suyunu çektiği için, hem de krize karşı psikolojik harekat çerçevesinde banka kapatmaları sayı ve haber olarak minimum seviyede tutuyor, mızrağı çuvala sığduırmaya çalışıyor, kendi çapında.

Krizin ilk zamanlarında başka bir rutin hareket de, zarar açıklaması gereken ABD'li banka yöneticilerinin ilk uçakla Arap şeyhlerinin kapısına koşması ve batık bankalarına ortak olmaları için onları ikna ettikleri ölçüde zararları yazmaları idi (O konuda da en başarılı operasyonu Citi yapmıştı, bugün itibarıyla tuvalet kağıdı fiyatına yaklaşan hisseleri çok iyi fiyattan bazı Arap şeyhlerine geçirmeyi başarmıştı).

O dönemdeki ABD'de banka bilançolarının açıklanmasına ilişkin haberlerin biçimlerine dikkat eden oldu mu bilmem. Mesela, "banka son çeyrekte 4 milyar dolar zarar etti ama 4.5 milyar sermaye buldu" türünden haberler ile, zarar var ama merak etmeyin onu kapatacak kadar sermaye kondu mesajı verilmeye çalışılıyordu. Banka 10 milyar sermaye bulabilse 9'unun zarar yazılabileceğini, 5 yerine diyelim 2 milyar sermaye bulmuş olsa da 4 yerine 1-2 milyarının zarar yazılmış olacağını pek kimse düşünmediğinden, durum idare edilmiş oluyordu.

Son dönemdeki ABD kaynaklı ekonomi haberlerinde rutin hale gelen bir şey de, ABD piyasalarındaki düşüşün yabancı faktörlere bağlanması. Eğer ABD borsaları düşmüşse, sorumlusu mutlaka yabancı ülkelerdeki gelişmelerdir! Örneğin;

- Yunanistanın notu indirildiği için Dow düştü,
- Kuzey-güney kore gerginliği yüzünden Dow düştü,
- Çin Avrupa tahvillerini azaltabilirim dediği için Dow düştü,
- en son geçenlerde İspanya'nın notu indiği için Dow (İspanya piyasalarından da fazla!) düştü,
- bu sefer de eminim ki, bugün henüz açılmamış olan ABD borsaları bugün de düşerse, yarınki MarketWatch haberlerinde "İsrail, Türk yardım gemisine saldırıp Türk vatandaşlarını öldürdüğü için" Dow düşmüş olacak. Oysa bu kriz ortamında şirketleri batan, halkı işsiz ama gırtlağına kadar borçlu ABD'de borsalarının düşmesi için hiç bir neden yok!

Tamam, yukarıda sayılan yabancı faktörlerin piyasada etkisi olmaz demiyoruz, ama dikkat ediyor musunuz bilmem, piyasaların düşmesinde ABD kaynaklı hiç bir kötülük dillendirilmiyor, kendileri her daim masum, orada her şey güllük gülistanlık, ama hep başkaları yüzünden ABD borsaları düşüyor!.. Zavallı onlar!

Haberlerin bu şekilde mazeretlendirilmesinin gayet masum olduğunu, bunun da ABD'de krizle psikolojik mücadelenin bir yöntemi olmadığını düşünen var mı bilmiyorum. Eğer hala o kadar naif olmayı başarabilenler varsa, tedavi amaçlı günde üç öğün MarketWatch başlıklarına göz atmaları tavsiye edilebilir!

Krizin son dönemde Avrupadaki rutini de her haftasonu (pazartesi günü piyasalar açılmadan hemen önce) "ekonomik tedbir-destek paketi açıklamak"! Şimdiye kadar bu yöntemi bi kaç kez uyguladılar ama bakalım papaz daha kaç defa pilav yiyecek.

Gerçekten çok tarihi bir dönemden geçiyoruz. Henüz oturmamış bir disiplin olan iktisat disiplininin sonuçta ayaklarının yere değeceği bir süreci yaşıyoruz.

Mesela özellikle son dönemdeki icraatlarıyla her taraflarından "kredibilite" akan rating şirketlerinin bazı not artış-azaltış haberlerini gün içinde verirken bazılarını gün sonunda vermesinin nedenlerinin de sorgulanacağını ümit ediyoruz bu dönem sonunda. Şayet hala o rating şirketleri "sağ-salim" kalırlarsa, o çok titiz olduklarını beyan ettikleri notların açıklanma zamanlarında da bundan sonra titiz olmalarını sağlayacak düzenlemeler gelebilecektir o süreç sonunda. Ne demek istediğimi, o şirketlerin bazı ülkelerin notlarını açıklama zamanlarına ve ardından global piyasalarda yaşanan hareketlere göz atanlar daha iyi anlayabilir.

Tabi bahsettiğim o türden bir düzenleme yapılana kadar öncelikle ratingciler ve global manipülatör çetesinin (nam-ı diğer PPT ve saz arkadaşları) çabasıyla işin abartılarak tutarsızlıkların ayyuka çıkarılması lazım ki henüz o dönemi yaşıyoruz!

21 Mayıs 2010 Cuma

Hardy Schloer: Gerçek kriz henüz başlamadı, 2012'de başlayacak!

İstanbul'da dün ve bugün yapılan Forum İstanbul 2010 konferansında konuşan Schloer Consulting Group Başkanı Hardy Schloer'ın konuşması bana göre en önemlilerinden biriydi.

Schloer'in anlattıklarına göre, kurucusu olduğu danışmanlık firması, her gün 7 milyon datayı analiz ederek insanların nasıl davranacaklarını tahmin etmeye çalışıyormuş. Bu datanın büyük kısmı ise rakam değil, kelimelerden oluşuyormuş. Her gün internette 700 bin web sitesini, TV kanalını falan tarıyorlarmış.

Analiz ettikleri datanın ne kadar kapsamlı olduğuna ilişkin biraz bilgi verdikten sonra, bu analizleri çerçevesinde ulaştıkları öngörülere ilişkin bir kaç hususu belirtti Schloer.

Schloer'e göre;

- Gerçek ekonomik kriz (real economic crisis) henüz başlamadı! ''Asıl kriz 2012'de başlayacak, 2015'e kadar sürecek. İkinci kriz ise 2018'den 2025'e kadar devam edecek''. Büyük nüfus hareketleri olacak.

- Son yüzyılın para sistemi olan fractional reserve ve fiat currency sistemleri sürdürülebilir değil. İhtiyaç duyulan şey, gerçek varlıklara dayanan bir rezerv sistemi.

- Rezerv para konusunda köklü değişim olacak, 15-20 yıl içinde Tek Dünya Parası gelecek!

- Türkiye hedeflerine ulaşmak için her türlü hammaddeye (araca) sahip. On yıl önce yayınladığımız bir raporda Türkiyeyi dünyayı yönetecek beş ülkeden biri olarak gösterilmişti, bu öngörü hala gerçekçi.

Schloer'in söyledikleri özetle böyle. Bugünkü gazetelere baktım da, sadece AA'nın Forum Istanbul 2010 hakkında geçtiği genel haber arasında ve sadece "gerçek ekonomik kriz henüz gelmedi" kısmı bahse değer bulunmuş. Oysa benim için en önemli kısmı, Tek Dünya Parası fikrinin aynı ifade ile yer almasıydı.

Panelden sonra Schloer ile tanışarak, Tek Paradan bahsettiğ için teşekkür ettim. O ise Tek Para kavramını bilen (dahası bu öneriyi küçümsemeyen) birisine rastladığı için şaşırdı!

Schloer abimiz, bugüne kadar tanımadığım ama bugünden sonra Tek Para kapsamında takip etmeye çalışacağım kişiler arasına girdi. Schloer'in provokatif konuşmalarının bazılarının videolarına şirketinin web sitesinden ulaşmak mümkün. Belki dünkü konuşmasını da sitesine eklerler.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Rogers: Paket Euro`yu öldürecek

Yorumlarını genelde beğendiğim "ayı yatırımcı"larıdan Jim Rogers, bizim internet sitelerinden birine de tercüme edilerek konulan bir değerlendirmesinde, başlıktaki cümleyi sarfederek, AB ülkelerinin geçtiğimiz hafta başında sabaha karşı açıkladıkları "paket"in euroyu öldüreceğini söylemiş.

yorumun bir kısmı şöyle:

"Rogers, 'Şoke oldum. Bu, eurodan umudu kestiklerini gösteriyor, güçlü bir para birimleri olmasını önemsemiyorlar, bütün bu ülkeler sahip olmadıkları paraları harcıyor ve bu durum devam edecek.' şeklinde bir açıklamada bulundu.

'Kimse güçlü para birimine sahip olmanın ardındaki ekonomik gereklilikleri önemsemiyor.' diyen Rogers, euro birliğinin dağılabileceği imasında da bulundu."


Söyledikleri doğru. Ancak sadece euro için mi doğru? Yukarıdaki cümlelerde euro ibaresi yerine dolar ibaresini koyunca da aynı durum geçerli değil mi?

Bugünlerde tüm dikkatler euro üzerinde olduğu için dolar "Abdurrahman Çelebi" pozisyonunda, pek makbul. Yarın bir gün pat diye "aaa meğer dolar da aynı durumdaymış! ABD de sahip olmadığı paraları harcıyormuş! ABD de güçlü bir paraya sahip olmanın gerisindeki ekonomik gereklilikere dikkat etmiyormuş..." diye birden mevcut durumun farkına varılınca ne olacak?

Bugün eurdan kaçan dolara koşuyor. O gün nereye koşulacak?

ABD'nin yeni 1 Cent'i!

Kaynak: Pennies.org

Bir alttaki yazıyı yazdıktan hemen sonra Internet'te dolaşmaya devam edince, meğerse ABD'nin 1 cent'i (nam-ı diğer Penny) değiştirmek için daha geçtiğimiz Şubat ayında açıklamayı yaptığını farkettim! "Yeni dizaynı" 11 Şubat 2009'da kamuya açıklanan yeni 1 cent yukarıdaki gibi olacakmış. Rengini tutturmuşlar ama metal içeriği çok daha ucuz olacak tabi. Böylece ABD Hükümeti para basarak para kazanmaya devam edebilecek! Ama nereye kadar?
Önceki yazıda da belirttiğim üzere, bu yeni centler de uzun ömürlü olamayacak!
Konuya ilişkin önceki yazılarımda (Bkz. bir, iki ve üç), müstakbel ABD enflasyonundan korunmak için mevcut tedavüldeki madeni paraların alınmasını önermiştim. Bu değiştirilecek madeni paralar özellikle penny, maden içeriğinden arbitraj yapmak için uygun olma özelliğini kaybedecek olsa da hala cazip! Bilhassa numismatikler için! Zira yeni basılacak 1 centler maden içeriği olarak değersiz olsa da, uzun ömürlü olamayacağı için koleksiyonerler için önemli olacak! "Bir zamanlar ABD'nin "penny" adı verilen "1 cent"lik madeni paraları vardı" diye sonraki nesillere birer tarihi eser 0larak gösterilebilir, miktar bolluğu nedeniyle antika fiyatında kısa sürede büyük değer artışı olmasa da, "tarihi eser" niteliği nedniyle, satın alma değerinin düşeceği fiili değerden her halükarda daha yüksek olacaktır!

Aaa, ABD madeni paralarını da değiştiriyormuş. Hayret! (Ben daha geçen sene demedim mi İbrahim?)

Ben demiştim demeyi sevmiyorum ama fazla tevazunun da gerçek sayıldığını farkedeli beri vazgeçtim o tavırdan..

Blog arşivine bakarsanız, 31 Ağustos 2009 tarihili "En sağlam Amerikan parası: nickel ve cent" başlıklı yazımda, şu öngörüde bulunduğum yazılıdır:

Neyse efendim. İddiam odur ki, önümüzdeki bir kaç yıl içinde Amerika madeni paralarını değiştirecek! Zira mukadder enflasyon dönemi başlayınca özellikle içinde bakır bulunan centin maden değeri üzerindeki değeri aşacak. Esasen şimdiden aşmış durumda da, pek millet farkında değil. ABD Darphanesi ise, paniğe neden olmamak için olsa gerek, hiç ses çıkarmıyor! Ama Amerika'da bugünlerde olan bir çok şey gibi bu da sürdürülebilir bir şey değil. Mutlaka değişecektir.

Dün okuduğum bir haber, yukarıdaki yazıda "önümüzdeki bir kaç yıl içinde" dediğim gelişmenin, üzerinden daha bir yıl bile geçmeden gerçekleşeceğini gösteriyordu!

WSJ'deki haberde, mevcut metal fiyatlarıyla 1 cent basmanın ABD Darphanesine maliyetinin 2 cent, 5 cent (nickel) basmanın maliyetinin ise 9 cent olduğu belirtiliyordu! Dolayısıyla zaten sıkıntıda olan ABD hükümeti bir de para basarak para kaybetmek istemiyordu. (Zira ABD genelde para basmaktan kazanmaya alışıktır!) ABD hükümeti madeni paraların metal içeriğini değiştirip daha "cost-effective" metalleden üreterek, yılda 100 milyon dolar tasarruf etmeyi planlıyormuş!

Ama bu o kadar da kolay değil anaşılan, on kadar baskı gurubu, Obama'nın madeni para politikasını yakından izliyormuş. Mesela otomatik makinalardan ürün satışı işiyle uğraşanlar çok karşıymış, bu reseyon ortamında bize ek maliyet çıkarmasınlar diyormuş!

1974'de bakır fiyatları yükselince Nixon 1 centin içeriğinin değiştirilmesini ve daha hafif ve ucuz olan aluminyuımdanyapılmasını önermiş ama beceremeden aynı yıl istifa etmiş! (Habere bu bilginin de eklenmesi, sanırım Obama'ya bir mesaj, bu işler sakat konular, aman bulaşmayasın deniyor herhalde!)

Ama madeni paraların içeriğinin değiştirilmesi için öne sürülen mazeretlerin en güzeli, allerjiyle ilgili. Bazı vatandaşların çinkoya falan allerjisi varmış da, eğer madeni paralar plastik gibi (iyice uyduruk!) bi maddeden yapılırsa, bu vatandaşlar allerji olmaktan kurtulurmuş! Mazeretlerini sevsinler! Şimdiye kadar paranın maden içeriğinden allerji olmayan vatandaşlar, metal fiyatları yükselince mi allerji olmaya başlamışlar? Ayrıca bazı vatandaşların da plastiğe karşı allerji yok mu? Plastik allerjisi olan vatandaşları düşünen yok mu?

Tamam, çinko allerjik bir metaldir ama eskiden madeni paralarda çinko yoktu ki, altın ve gümüş vardı! Daha ucuzuna kaçmak için çinko tercih edildi. Madem şimdi çinko allerji nedeniyle değiştirilecek, yine allerjik olan plastiğe değil de, hem çinkodan hem de plastikten çok daha az allerjik olan ve zaten o sikkelerin orijinali olan altına ve gümüşe neden geçilmiyor? "Çok pahalı, olur mu öyle saçma şey" değil mi? Ben de tam onu diyorum ya, böyle saçma metallerle olur mu öyle afaki değerler? "Artık metal sistemi yok, paraların değeri piyasada belirleniyor" gibi süper ekonomik bilgi derinliği ifade eden mazeretler de ileri sürülebilir. Bu blog sayfasının oluşturulma nedeni zaten hakim iktisat paradigmasındaki bu büyük yanılgı! Bu kafayla gidilmeye devam edildiği takdirde, çok geçmeden bu "çok derin iktisat bilgisi"nin nasıl çuvalladığını yaşayacağız, malesef!

"Will Nickel-Free Nickels Make a Dime's Worth of Difference?
Plan to Mint Cheaper Coins Tests Mettle of Laundromats, Zinc Lobbyists
"

ABD'de madeni paraların hepsinin birer nick'i vardır. mesela 10 cent'e "dime" derler. 5 cent'in adı da içeriğinden dolayı "nickel"dir! Aslında başlangıçtaki içerik zamanla değiştirldiği için şu an bile 5 centin içindeki bakır miktarı nickelden fazlaymış ama, nickel fiyatları çok arttığı çin artık "nickel" adlı 5 centlik madeni paranın içinde nickel hiç olmayacakmış! Ne güzel! Maddi acizlik böyle bi şeydir işte, bi sürü tutarsızlıklar yaratır! Türkiye çok yaşadı, yaşıyor, biraz da başkaları yaşasın diyesi geliyor insanın içinden...

Şimdi yeni iddiamı yazıyorum: önümüzdeki bir iki yıl içinde ABD madeni paralarının içeriğini değiştirdikten sonra, yine bir kaç yıla kalmadan 1 cent'in (penny) iyice değersiz kaldığı için tedavülden kaldırılmasını tartışmaya başlayacak ve sonuçta 1 centin maden içeriği değiştirilip plastikten basılsa bile değerini kurtarmayacağı için önce 1 centlik birim, sonra sırayla mevcut diğer madeni para kupürleri tedavülden kaldırılacak.

Türkiye gibi enflasyon laboratuvarı bir ülkede, hem de bu deneyin gerçekleştirildiği yıllarda ekonomi okumuş, biraz da ekonomi tarihini ve önceki nesillerin tecrübelerini incelemeyi seven bir kişi olarak, bugün "iddia" seviyesindeki bu durumun da gerçekleşeceğinden zerre kadar endişem yok. Sadece biraz zaman meselesi! Her şeyi doğru yaptıkları varsayılan o yabancıların dediği gibi, "only a matter of time!"

Bu arada, penny'nin enflasyona karşı hedge olduğunu gayet haklı bir şekilde savunan "Americans for Common Cents" gruplar da varmış:

Talk like that worries Americans for Common Cents, a group that has for years lobbied on behalf of the penny. "The penny is a hedge to inflation," says Mark Weller, executive director of the group, which is funded in part by the zinc industry. Without it, he argues, merchants would round up to the nearest nickel.


In 2006, when surging metal prices prompted Congress to consider eliminating the penny, the group released a study under the title, "Lincoln Penny Still America's Sweetheart Even Though It Doesn't Make Cents."


Katılıyorum ama kaybetmeye mahkumlar, malesef!


Nitekim 31 Ağustos 2009 tarihli yazıdan sadece 10 gün sonraki "COIN-flation" başlıklı diğer bi yazımda da konunun devamını yazmıştım.

Bence ikisi de eğlenceli yazılar. Tekrar okuyunca kendim bile beğendim!
Ama biz yerli şeylere itibar etmeyiz, aynı şeyi yabancılar söyleyince inanırız diyenelr şu siteyi takip etmelerini öneririm:

http://www.coinflation.com/

Bu siteden, ABD madeni paralarının içeriğindeki metal değerlerine göre günlük değerleri yakından takip edilebilir.

En başta referans verdiğim yazıdaki ana fikri tekrar hatırlatmak gerekirse, günümüzde en değerli ABD parası, madeni olanlar, içerikleri ABD Darphanesi tarafından değiştirilmeden acele edip elindeki kağıt dolarları satıp madeni olanlarına geçmelerini öneririm, hala dolara güvenenlerin!

Örneğin bugün itibarıyla en değerli ABD parası 1 centlik sikkelermiş, maden içeriğinin değeri %210 kadarmış, bugünkü piyasa fiyatlarıyla. 5 centlik sikkenin maden içeriğinin değeri ise % 108 imiş! Yani bu iki madeni paradan toplayıp eriterek satanlar için arbitraj imkanı var!

***

Blog yazdıkça farkediyorum ki, aslında bugünlerde Türkiye'de gazetecilik yapmak da, iktisatçılık yapmak da çok kolay! Eski paradigmaya koşulsuz bağlılığın yaygınlığından olsa gerek, pek çok şey gecikmeli idrak edildiği için, artık yoluna girmiş olayların gerçekleşeceğini söylemek bile çok şaşırtıcı olabiliyor! Örneğin doların akıbeti ve Amerikan paralarının kupürleri hakkındaki öngörülerim aynen öyle! Konuya ilişkin önceki iki yazım (Bkz. bir ve iki) ile bu yazıyı buraya kadar sabırla okuyanlar eğer çok afaki şeylerden bahsettiğimi düşünüyorlarsa, yanılıyorlar! Burada yazdıklarım, mesela hamile birisinin çocuk doğuracağını söylemek kadar düz mantık ürünü. Bir kaç ay sonra çocuk doğduğunda şaşıranlar olursa, sadece hamilelik durumunu bilmedikleri ve sadece kilo aldığını sandıkları içindir!

Bu kadar ahkamı yine iddialı bi cümleyle bitirmek gerekirse, ABD doları birçok şeye gebedir. Mevcut durumu basit bir kilo alma gibi görenler, doğum gerçekleştiğinde çok şaşıracaklardır!

Vay be, ne laflar ettim bugün!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Petrolün USD ile fiyatlanması devam edebilecek mi?

Resource investor sitesinde, Türkçesi "şok edici gelişmeler ve altın" başlıklı bi makalede her şeyin güllük gülistanlık olduğunun düşünüldüğü ve en kötünün geçildiğine inananların sayısının arttığı şu dönemde pek dikkate alınmayan bazı ciddi olaylar hatırlatılmış. Bahsedilen "şok edici" gelişmeleden sadece dolara ilişkin olan paragrafı aşağıya aldım. (Diğer başlıkları ve açıklamalarını merak edenler şuradan okuyabilir)


REJECTION OF PETRO-DOLLAR & REVOLT

Last May 2009, the Saudis with Russians and Chinese at their sides announced the eventual end to payments for crude oil to be honored in USDollars. The concept was endorsed by Japan and Germany, whose counselors from Berlin might be far more integral in reshaping the global landscape than the US-UK aging power merchants are willing to concede. The disrespect shown the USDollar has turned to revolt, seen in G-7 Meetings. In fact, the G-7 has morphed into a country club meeting for former power brokers. The new G-20 Meeting is the forum of substance, where the Chinese, Russians, Indians, and Brazilians can have a voice and no longer sit in the hallways while decisions are made. The USDollar is on the butt end of a Global Paradigm Shift with extreme force. The beleaguered buck will limp along until alternatives in the planning stage are launched. That is soon, really soon, like before 2011 is too far along. Gold will compete well with both the USDollar and any newly launched currency alternative.


Petrolün dolarla fiyatlanmasının dolar için taşıdığı hayati önem hep söylenir ve petrol dolarla fiyatlandığı sürece doların sırtının yere gelmeyeceği hususu, doların istikbalinin karanlık olduğunu düşünenlere hemen hatırlatılır. Ama gördüldüğü gibi giderek daha çok ülke (hatta Suudiler ve Japonlar gibi farklı ses çıkarmasına alışık olmadığımız müttefikleri bile) buna itiraz ediyor ve US-UK'nin "yaşlanan gücü" zayıflıyor! Global paradigma kayışı yaklaşıyor.

Bu arada aklıma geldi. bir ay kadar önce sanırım çelik üreticileri çeliğin uluslararası ticarette fiyatlanmasına ilişkin yıllardır kullanılan yöntemi terketti. Bu değişiklik ihtiyacının nedeni, spot ve vadeli piyasalardaki dalgalanmalardan üreticilerin zarar görmesi olarak açıklandı. Ancak büyük resimde asıl neden, doların rezerv para olarak ölçme fonksiyonunu layıkıyla yapamamasıdır. İleride bu durum daha iyi açıklanacak. Bi ara keyfim olursa onun da detayını yazarım!
Clicky Web Analytics Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-Share Alike 3.0 United States License.